Mart ayının son günleriyle birlikte Burdur, uykusundan uyanmaya başladı. Sert geçen kış mevsiminin ardından, güneş usulca dağların üzerinden yükselirken doğa da yavaş yavaş silkinip kendine geliyor. Toprak, uzun bir sessizliğin ardından derin bir nefes alıyor sanki.
Dağ yamaçlarında, yol kenarlarında, park köşelerinde ilk müjdeciler beliriyor: papatyalar, menekşeler, gelincikler… Her biri renkleriyle, kokularıyla, sadelikleriyle baharın geldiğini fısıldıyor.
Burdur ve ilçelerinin çeşitli bölgelerinde ve özellikle dağlık, kır alanlarda açan sarı hardal çiçekleri, gökyüzünün mavisiyle dans ediyor adeta. Tepelerde açan mor çiğdemler, serin sabah rüzgârlarında hafifçe salınırken, göçmen kuşların cıvıltıları bu sessiz renkliliğe eşlik ediyor. Her şeyin yeniden başladığı, her şeyin yeniden umut verdiği bir mevsim bu. Bahar, Burdur’un toprağında sadece çiçekleri değil, içimizdeki umudu da uyandırıyor. Kış boyu griye bürünmüş manzaralar şimdi yeniden rengarenk bir tabloya dönüşüyor.
Burdur’un köylerinde ise çiçeklerin açışıyla birlikte arı kovanları canlanmaya başlıyor. Baharın gelişi, sadece renklerin değil, üretimin de yeniden başlaması demek. Bahçelerde açan erik ve badem çiçekleri, kırlarda açan papatyalarla birlikte köy hayatına da taze bir neşe getiriyor. Tarlada çalışanlar toprağın yumuşak kokusunu içine çekerken, bir yandan da bu güzelliğe eşlik eden kuş seslerini dinliyor.
Ve belki de bu bahar, önceki baharlardan biraz farklı. Çünkü dünya ne kadar değişirse değişsin, doğanın bu sadeliği, bu döngüsü insanın içini hep aynı şekilde ısıtıyor. Ne olursa olsun çiçekler açıyor, ağaçlar tomurcuklanıyor, gökyüzü maviye dönüyor. Burdur’un dağlarında, ovalarında, sokaklarında bahar, yine bütün zarafetiyle yürüyüşüne başladı.