Bir zamanlar kuşların göç rotasında durak, çocukların yaz serinliği, fotoğrafçıların ilham kaynağıydı Burdur Gölü… Şimdiyse sessizce çekilen suyu, geride çatlamış toprakları, suya hasret sazlıklarıyla yardım bekliyor. Göl, sadece bir su kütlesi değil; Burdur’un hafızası, doğanın kalp atışıdır.
İnsan Eliyle Gelen Sessizlik
Yanlış tarımsal sulama politikaları, plansız yer altı su kullanımı ve iklim değişikliği Burdur Gölü’nü adım adım yok ediyor. Oysa her damla, bir can demek… Kuruyan kıyılar yalnızca bir manzaranın değil, bir ekosistemin yok oluşunu temsil ediyor. Gölle birlikte kuşlar da gidiyor, sesler susuyor.
Göl Giderse Ne Kalır?
Burdur Gölü’nün yok oluşu, sadece Burdur’un değil, Türkiye’nin doğal mirasında silinmez bir eksik bırakacak. Çocuklarımız suyun kıyısında yürüyemeyecek, flamingoların dansını izleyemeyecek. Biz bu güzelliği kaybederken, geleceğimizden de eksiliyoruz aslında.
Göl İçin Harekete Geçme Zamanı
Geri dönmek için hâlâ vakit var. Bilinçli su kullanımı, tarımda sürdürülebilir yöntemler ve toplumsal farkındalık bu kaderi değiştirebilir. Burdur Gölü’nü yalnız bırakmayalım. Onun suskunluğunu duyun, çağrısını görün. Hep birlikte ses verelim: